KOBİLER İÇİN POTANSİYELİ YÜKSEK YATIRIM ALANI: TEMİZ ENERJİ

Enerji, dünya siyasetindeki en önemli unsurdur. Ekonomilerin enerji bağımlılığı nedeniyle enerji kaynaklarının ve alternatif enerjiye yönelik teknolojilerin stratejik önemi günden güne daha fazla hissedilmektedir. Ne yazık ki Türkiye, enerji gereksiniminin yaklaşık %70ini dış kaynaklardan tedarik etmektedir. Ekonomide son yıllarda giderek artan büyüme trendine paralel olarak, enerji ihtiyacı da artmaktadır. Ülkemizin artan enerji ihtiyacının karşılanmasında en azından mevcut durumdaki yaklaşık %30 yerli kaynak oranını önümüzdeki yıllarda da sağlamamız gerekmektedir. Aksi takdirde, ekonomideki hassasiyet ve cari açık önü alınamaz şekilde artmaya devam edecektir. Enerji ihtiyacının büyük kısmını petrol ve doğalgaz ile karşılayan ülkemizde, dışa bağımlılığın artışı ve enerji kaynaklarının çeşitlenmemiş olması ülkemizi büyük bir çıkmazın içine sokmaktadır.Dünyanın enerji ihtiyacının %3’ü hidroelektrik, %7’si nükleer, %23’ü kömür, %26’sı doğalgaz ve %38’i petrolden sağlanmaktadır. En çok kullanılan enerji kaynakları olan petrol, doğalgaz ve kömürün çevre üzerindeki olumsuz etkileri nedenleriyle, hükümetler daha pahalı bile olsa alternatif temiz enerji kaynaklarını desteklemekte ve yatırım yapmaktadırlar. Ayrıca çevre konusundaki bilincin hızla artması neticesinde çevreyi kirletmeyen enerji çeşitleri son kullanıcılar açısından da tercih sebebi oluşturmaktadır.Enerji Ajansı tarafından 2002 yılında yayınlanan rapora göre, küresel olarak toplam enerji kullanımında yenilenebilir enerji kaynaklarının payı %13,8’dir. Son zamanlarda yenilenebilir enerji özellikle medyanın, hükümetin, enerji sektörünün ve çevrenin korunması konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının oldukça ilgisini çekmeye başladı. Dünyadaki petrol ve doğalgaz rezervlerinin hızla tükendiği gerçeği göz önüne alındığında enerjinin daha verimli kullanılması için geliştirilecek teknoloji büyük önem kazanmaktadır. Enerji maliyeti açısından Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde elektriğin en pahalı sunulduğu ülke olduğundan, enerjinin verimli kullanımı konusu ön sıralara yükselmektedir. Nihai kullanıcılar enerji tasarrufu konusundaki yatırımlarını, yüksek enerji fiyatları nedeniyle kısa sürede amorti edebilmektedir. Bu da enerji tasarrufu sağlayan veya verimliliği artıran yenilikçi ürün ve metotlar için ülkemizi oldukça önemli bir pazar yapmaktadır. Parlayan Yıldız: Temiz Enerji YatırımıBütün bu gelişmeler özellikle temiz enerji alanında büyük bir iş potansiyeline işaret etmektedir. Temiz enerji konusu birçok ülkenin öncelikli teknoloji geliştirme alanları listesinde ön sıralarda yer almaktadır. Dolayısıyla bu konuda yapılacak Ar-Ge çalışmaları için kamu fonları bulmak, yatırımlar için teşvik ve vergi indirimleri gibi hususlardan yararlanmak diğer sektörlere göre daha kolay olacaktır. Sonuç olarak enerji sektörü sadece büyük firmalar için değil, KOBİ’ler için de önümüzdeki 50 yılın potansiyeli en yüksek yatırım alanlarından biri haline gelmektedir.Özellikle 2007 senesinde inovasyon projelerinin seçimi konusunda danışmanlık yaptığım KOBİ’lerin yaklaşık %30’unun enerji sektörüne yönelik bir inovasyon projesinin bulunması, buna ek olarak yaklaşık %20’lik kısmının da enerji sektörüne yönelik bir inovasyon fikri arayışında olması, KOBİ’lerimizin önemli bir kısmının enerji alanındaki piyasa potansiyelinin farkında olduğunu açıkça göstermektedir. Deneyimlerim ışığında temiz enerji alanında yatırım yapacak KOBİ’lerin dikkat etmesi gereken bazı konuları şu şekilde sıralayabilirim: 1. Yatırım yapılacak ürün/metot/hizmete karar verirken yapılması en kolay olanı seçmeyin. Unutmayın ki sizin için kolay olan başkaları için de kolay olacaktır. “Yol ikiye ayrılmıştı ormanda ve ben–Daha az katedilmiş olanı seçtim,Ve bütün ayrımı yaratan da buydu” [1]. Yapılmamış olanı yapmak, farklı ve yenilikçi projeler ortaya koymak rekabet için en tercih edilen seçenek olmalıdır. Eğer kararınız kolay olanı yapmak yönünde ise mutlaka patent, faydalı model veya endüstriyel tasarım koruması elde etmeye çalışmalısınız. Tabii bu korumaları elde edebilmek için de geliştirmeler yapmalı, farklılıklar ortaya koymalısınız. İşte bu aşamada ekibinizin yeteneklerini de ortaya koyma zamanı gelmiş demektir. Geliştirme yapabilmenin en önemli adımı iyi bir araştırma ile tekniğin bilinen durumunun ortaya konulmuş olmasıdır. Bu konuya başka bir madde altında daha fazla değineceğim ama şunu asla unutmamak gerekir, biz bir ürünü fuarda görmüşsek “mutlaka” onun 2 model üstü üreticinin elinde mevcuttur. Üretim süreçleri ve hizmet yenilikleri için de aynısı söz konusudur. Ekibinizin tekniğin bilinen durumu üzerine gerçekleştireceği geliştirmelerde ne denli iyi olduğunu, ortaya koyacağınız iyileştirmeyle gösterebilirsiniz. Ürünün tüketiciyle buluşması açısından belki de en kritik unsur olan “endüstriyel tasarım”la ürünün estetiğinin ne denli geliştirebileceğinizi ortaya koyabilirsiniz. Uygun bir marka stratejisi ile ürün veya hizmetinizi piyasaya sürmek de yine firmanızın yeteneklerini konuşturması gereken bir alandır. Dolayısıyla “kolay-ilk akla gelen” ürün/yöntem/hizmet için bile olsa önemli zaman ayırıp geliştirmeler yapılmalı, iyileştirmeler ortaya konulmalıdır. Bunu gerçekleştirirken çalışanlardan yada müşterilerden gelecek, danışmanlardan yada trend analizlerinizden çıkarım yaparak ortaya koyacağınız fikirlerinizi inovasyon sürecine yedirmek için tam zamanı. Geliştirme ve deneyimlere açık olarak, inovasyoncu fikirleri işletmenize taşıyıp tüketiciyle buluşturarak inovasyon sürecini başarıyla yönetmek için ilk adımları atabilirsiniz. İnovasyon yeteneğiniz marka kimliğinizi “sürekli yenilikler sunan” ve “öncü” firma imajı ile perçinlemek için en önemli unsurlardandır. 2. Tekniğin bilinen durumuna hakim olun. İnovasyon projeleriniz için yapacağınız Ar-Ge yatırımlarının karşılığını alabilmek için her şeyden önce ortaya çıkan sonuçların yeni bir ürün veya hizmet ile sonuçlanması gerekmektedir. Bu gerçekten yola çıktığımızda halen hak ettiği popülerliği yakalayamamış patent veritabanlarının önemine değinmek gerekir. Patent veritabanları her KOBİ’nin kutsal mabedi olmalı, üzerinde zaman ve emek harcanmalıdır. Tekniğin bilinen durumu nedir, bilmek ne işime yarar?Tekniğin bilinen durumu (state-of-the-art) dediğimizde çalıştığınız ürün/teknoloji/metot/süreç hakkında ortaya konulmuş bütün iyileştirmeleri anlamalısınız. Patent veritabanları size dünyanın her yerinden, “patent” literatürüne geçmiş bütün iyileştirmeleri, inovasyon projelerini getirir. Üstelik fuarda rastladığınız bir ürünün fotoğrafını çekmekle elde edeceğinizden kat kat fazlasını, bütün teknik detayları sunar patentler. Patent veritabanlarından sadece teknik bilgi elde etmekle kalmazsınız, piyasa bilgileri de yine aynı kaynaktadır. Rakipleriniz ve sektör devleri hangi alanlara yatırım yapmaktadır, trendler hangi ürün/teknoloji üzerine gelişmektedir gibi işletme yöneticisi için stratejik bilgiler de patent dokümanları üzerinde analizler gerçekleştirilerek bulunabilir. Patent dokümanlarının stratejik kullanım alanlarını özetlersek:* Projeniz (ürün/süreç geliştirme, Ar-Ge) için altyapı oluşturmaları,* Teknik problemlerinizin çözümü,* Yeni fikir geliştirirken esinlenme kaynağı,* Lisans mı alayım, kendim mi geliştireyim? sorularınız için yanıtlar,* Patentli ürünlerin haklarını ihlalden kaçınmak için bilgi kaynağı,* Başkalarının geliştirdiği bilgiyi kullanma, yani ihtiyaç duyduğunuz teknolojiyi ücretsiz transfer etme (Türkiye’de korunup korunmadığının detaylı araştırılması şartıyla),* Çalıştığınız piyasaya yeni ürün ve teknoloji sunan diğer firmaları daha yakından tanıma, piyasa bilgisini geliştirme,* İşletme içi teknik bilginin geliştirilmesi,* Yenilikçi projeleriniz için sınai haklarla ilgili başvurular yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi Bu denli önemli kullanımı olan bilgilerin “açık, erişilebilir” olması, internet üzerinden ya da patent ofislerinden kolaylıkla elde edilebilir bilgiler olması KOBİlerin en önemli avantajlarıdır. Ancak gözlemlerimiz KOBİlerin bu bilgilerden etkin yararlanmadıkları, haberdar olmadıkları yada yukarıda saydığımız değerlendirmeleri yapacak personel ve zaman ayırmadıkları yolundadır. Oysa bu konuda yetenek geliştirmelerini sağlayacak yerli veya uluslararası etkinliklerin sayısı oldukça fazladır. Örneğin Avrupa Patent Ofisi’nin online eğitimleri, Türk Patent Enstitüsü’nce düzenlenen eğitim ve seminerler kendini geliştirmek isteyen Türk KOBİlerinin faydalanabileceği kaynaklardır. Olayı sektör bazına indirgersek; özellikle temiz enerji gibi yabancı rakiplerin çok yoğun olduğu ve teknolojinin de çok hızlı geliştiği bir sektöre yatırım yapacak KOBİnin tekniğin bilinen durumunun takibi konusunda uzmanlaşması gerekir. Bu işi rutin olarak gerçekleştirecek personel istihdam etmesi gereken KOBİler böylelikle rakiplerinden geride kalmayacak, doğru yöne Ar-Ge yatırımı yapabilecek ve doğru inovasyon projeleriyle piyasada yer alabileceklerdir. 3. Sınai haklar konusundaki bilginizi geliştirin. Patent, marka, endüstriyel tasarım… Özellikle son yıllarda bu terimler medyada sıklıkla gündeme gelmesiyle toplumda gerekli bilinç oluştu. Lise ve üzeri okul mezunu herkes kendisine patent nedir diye sorulduğunda cevap verebiliyor (%95), üstelik terimi duymadan “kişiler ortaya koydukları yeniliklerle ilgili hak sahibi olmalı mıdır?” diye sorduğunuzda da büyük oranda %98 evet diye yanıt veriyorlar. Sınai haklara bir de KOBİlerin gözünden bakalım. Özellikle Çin tehdidi ile her gün daha da daralan alanlarda faaliyet gösteren KOBİler, rekabet yetenekleri konusunda neredeyse tarihin en önemli sınavından geçmekteler. KOBİler bu süreçte inovasyon yetenekleriyle, farklılaşma, yenilikçi fikirlerini yüksek katma değerli ürün ve hizmete dönüştürürme sürecinde sınai hakların kendilerine sunduğu kolaylıklardan en yüksek düzeyde yararlanmalıdırlar. İşletmeler nasıl vergi, dış ticaret gibi hususlarda zaman ve emek harcıyorlarsa sınai haklarını korumak, başvurular yapmak, süreçleri izlemek konusunda da zaman ve çaba sarf etmeli, bunu işletme içi bir yetenek hale getirmelidirler. Sert rekabet ortamında sınai haklar kullanılarak elde edilebilecek tekel hakkı hiç şüphesiz birinci sınıf bir rekabet avantajı oluşturmaktadır. Daha önce yapılan bazı çalışmalarda KOBİlerin sınai haklara bakışları araştırıldığında genellikle bu konuların uzmanlık gerektiren, uzun zaman ve yüksek kalifikasyona sahip personel gerektirdiğinden uzak kalınması tercih edilen konular olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak ürününüzü tüketici gözünde daha çekici hale getiren, estetik ve görsellikle bezediğiniz endüstriyel tasarımınızı korumak için tescille sunulan avantajlardan yararlanmak hiç de zor değil. Üstelik basit internet araştırmalarıyla elde edebileceğiniz formlar, bilgiler sizi oldukça rahat ettirecektir. Ayrıca, sınai haklar konusunda KOBİlere sağlanan maddi destek ve TPE – TÜBİTAK işbirliği ile sağlanan patent teşviklerini de hatırlatmakta fayda var. 4. Yatırım yapacağınız ürün ve hizmeti doğru seçin KOBİlerle birebir çalışmalarımız dolayısıyla edindiğimiz en önemli yargı KOBİlerin inovasyoncu fikir ve yatırım alanı bulmak konusunda büyük sorunlar yaşamalarıdır. Bugün hangi KOBİyle görüşülürse, kuvvetle benimsediği, hayata geçirdiğinde kendisini oldukça farklılaştıracağına inandığı projelerle dolu oldukları görülebilir. Kimi kendini sektör devi haline getirecek yenilikçi bir ürün peşindedir, kimi yapacağı teknoloji yatırımlarıyla kaliteyi nasıl yükselteceğini hesaplamaktadır. Ama hepsi de ekonominin temel gerçekleriyle baş başadırlar: kaynakları sınırlıdır. Kaynakların sınırlı olması, bugün ekonomi, mühendislik, proje yönetimi, çevre ve temiz enerji gibi birçok kavramın hayatımızda olma nedenidir. Üstelik kısıtlı kaynaklar sadece KOBİlerin değil, güçlü sektör devlerinin, büyük ölçekli işletmelerin ve kamu kurumlarının da sorunudur. Kaynaklarımız sınırlıdır, üstelik pahalıdır. Dolayısıyla inovasyon projesi yönetirken, teknoloji yatırımlarına karar verirken ve yenilikçi ürün/hizmetler için yapılanırken kaynak yönetimi açısından doğru tercihlerin yapıldığı konusunda hiçbir tereddüt kalmamalıdır. Büyük işletmeler bile kaynaklarını doğru hizmet ve ürüne yönlendirmek konusunda desteğe ihtiyaç duyarken KOBİlerin bunu sadece hisleriyle yapıyor olması ilginçtir. Bu konuda işletme yöneticilerine yardımcı olacak birçok yönetsel araçlar mevcuttur. Bu araçlar bazen grafik analizler, bazen yazılımlar, bazen firma içi toplantılar, sektör/rekabet analizleriyle kaynak yönetimi, proje seçimi gibi konularda yardımcı olmaktadırlar. KOBİler doğru projeyi seçmek, doğru ürün/hizmet için yapılanmak ve doğru teknoloji yatırımları gerçekleştirmek için dış desteklerden yararlanmalı yada kendini analiz konusunda geliştirmelidir. 5. Sürekli inovasyon yatırımı yapmanız gerektiğini unutmayın İnovasyon; özellikle temiz enerji üzerine çalışıyorsanız, küresel rakiplerinize karşı en önemli silahınızdır. İnovasyoncu çalışmalarınızla sınırlarınızı bir bir aşabilirsiniz. Teknik problemlerinizi Ar-Ge ile aşabilir, pazarlama problemlerinizi çözebilmek için beyin fırtınası toplantıları organize edebilirsiniz. Müşterileri fikirleri ve önerileriyle inovasyon sürecinde sizi desteklemeleri için çalıştırabilirsiniz. Üstelik inovasyon çalışmalarınız için de sayısız fonlardan mali destek alarak projelerinizi finanse edebilirsiniz. Ama bir kez başarılı proje ortaya koymanız işletmeniz için gelecek 5 yılı garanti etmeniz anlamına asla gelmez. Rakiplerin de değişme, yenilenme hızlarını göz önüne almalı ve onlardan daha hızla yenilenmek için inovasyonu sistem haline getirmelisiniz. İşletmenin inovasyon kapasitesini oluşturan bu unsurlar arasında inovasyonu bir strateji olarak benimsemek, sürekli inovasyonu işletmenin değeri haline getiren bir vizyon belirlemek en önemli olanıdır. İşletmenin ürün ve hizmetlerini, bu ürünleri ortaya koyan süreçleri yenileme, iyileştirme yeteneği de genel inovasyon yeteneğine katkı sağlarlar. Pazarlama ve yenilikçi pazarlama yöntemleri, finans kaynakları ve bu kaynakların inovasyon sürecinin hangi aşamalarında nasıl devreye alınabileceğine dair bilgi de firmanın en önemli inovasyon yeteneklerindendir. İşletmenin, çalışanların networkleri ve bu networklerden aktarılan pazar, ürün, teknoloji bilgilerinin firmaya nasıl aktarıldığı hususu, bu aktarım için bir sistem kurulmuş olması da KOBİleri inovasyon yetenekleri konusunda bir adım öteye taşır. Ama inovasyoncu yapılanmanın belki de en önemli unsuru kurum kültürüdür. Yeniliklere, denemelere açık bir kurum kültürü, hataların bir sonraki çalışma için ders olarak değerlendirilmesi, fikir üretme ve gerçekleştirmeye olumlu yaklaşan bir yapılanma inovasyonu sistemli hale getirebilmek için paha biçilmez değerlerdir. 6. Sektör devlerini ve rakiplerinizi mutlaka takip edin Dünya fuarlar, satış ağlarımız ve tüketicilerden ibaret değil. Günümüzde internet işletmelere yeni ürün, teknoloji ve hizmetlerin takibi için önemli avantaj sağlasa da işletmelerin sektör devlerini ve rakiplerini daha profesyonel takip etmek için sistem kurmaları gerekmektedir. Önemli bir problemimiz, sadece fuarlar ve müşterilerden, bayilerden gelen bilgiye güvenip inovasyon projesi gerçekleştirmemizdir. Avrupa’da “tekerleği yeniden keşfetmek” olarak tanımlanan bu duruma düşmemek için tekniğin bilinen durumunun araştırılması maddesinde de bahsettiğimiz üzere, patentleri teknik takip için etkin kullanmalı, sadece yılda bir düzenlenen fuarları yenilikçi ürünler, hizmetler hakkında bilgi almak için yeterli görülmemesi gerekir. 7. İnsan kaynağınızı geliştirin Enerji sektörü ileri teknoloji girdisi olan, inovasyoncu çalışmalara oldukça açık ve sürekli gelişmelerin takip edilmesinin zorunlu olduğu bir sektördür. Bu da ancak yetişmiş insan kaynağı ile mümkündür. İnsan kaynağınız, kurum kültürünüzü oluşturacak ve inovasyonu işletmenize taşımak için yararlanabileceğiniz en iletken kaynaktır. Dolayısıyla yenilikçi fikirlere açık, ürün ve hizmetlerle ilgili sürekli iyileştirme önerileri sunan bir personel el üstünde tutulması gereken bir personeldir. “İç girişimciler” diye tabir ettiğimiz bu tür insanlar, genelde yönetilmesi zor, işbirliği yapmak için ödünler vermeniz gereken kişiliklerdir. Ancak işletmenizi kendi işi gibi benimseyen, fikirleriyle yenilenme sürecini harekete geçiren, teknik/organizasyon problemlerinize hızla çözümler üreten bu kişilikler firmanın yenilikçi gücünü oluştururlar. İnovasyon projeleri için ekipler kurarken de farklı kişilik tiplerinde insanlara (örneğin hayalci, araştırmacı, uygulayıcı, yazıcı) mutlaka ekibinizde yer vermelisiniz. Sadece hayalci kişilikler projeleri sonuçlandırmakta sorun yaşarken, yazıcı diye tanımladığımız, yeni fikir üretmeyen ancak kendisine verilen işleri sorunsuz ve düzenli yerine getiren kişilikler de yenilikçi, yaratıcı fikir üretirken problem yaşayacaklardır. Dolayısıyla dengeli bir dağılım, inovasyon ekibinin başarısının da garantisidir. İnovasyon için insan kaynağınızın yeteneklerini daha fazla geliştirmeniz gerekir. Kişiler kolayca yaratıcı fikirler ortaya koyamayabilirler ama yaratıcı düşünme teknikleri konusunda eğitimlerle bu özellikleri geliştirilebilir. Ayrıca proje yönetmek, finans kaynakları ve kullanımı, pazarlama ve networkler konusunda da eğitimlerle insan kaynağı desteklenebilir. İnovasyon süreci yönetimi konusunda verilen danışmanlık ve koçluk hizmetleri de bu amaca yönelik daha üst düzey alternatifler arasında sayılabilir. Aslında yukarıda saydığımız maddelerin tümü gelenekçi değil yenilikçi işletmelerin tümü için geliştirilmesi gereken yetenekler, önerilerdir. İnovasyon sadece enerji sektörü için değil tüm KOBİler için rekabet ve hızla değişen piyasa koşullarına karşı durabilmenin, ayakta kalabilmenin yoludur. İşletmelerin yarınını belirleyen tek unsur “inovasyonu nasıl yönettikleri”dir, yani yenilikçi fikirleri katma değer yaratan ürünlere nasıl dönüştürebilecekleri konusunda yetenekleridir. Temiz enerji yatırımı yapan KOBİlerin de en önemli ihtiyacı, rakiplerinizin taklit edemeyeceği tek yetenekleri “sürekli inovasyon yapabilme yeteneği”dir. Arife YILMAZinnoCentric ®İnovasyon Projeleri KoordinatörüTel : 0312 434 3366Fax : 0312 435 1353 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir www.innocentric.com.trhttp://innocentric.blogspot.com Arife YILMAZLisans ve yüksek lisans derecesini Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünden alan Arife YILMAZ, inovasyon, inovasyon destek projesi tasarımı, KOBİ ve girişimciler, inovasyon yönetimi sistemleri, sınai haklar ve işletmelerin sınai haklar stratejileri konusunda desteklenmesi, firmalar için öncelikli inovasyon projelerinin tespiti konusunda çalışmaktadır. Yurt içi ve yurtdışında 20’yi aşkın eğitim ve toplantıya katılan Arife YILMAZ’ın katıldığı programlar arasında “İnovasyon Destek Projesi Tasarımı – İngiltere”, “İnovasyon Destek Hizmetleri Programı – 8 Modül, her modül farklı ülkede”, “KOBİler için İnovasyon Danışmanlığı–Hollanda”, “Girişimciler&Girişimci Destek Sistemleri–Hollanda”, “İnovasyon İçin Kurumsal Yapılanma, İnovasyon için Sınai Hakların Paylaşımı ve Yayılımı, Çek Cumhuriyeti”, “Focus 2004; İnovasyon için Sınai Haklar Eğitimi, Almanya” yer almaktadır. Yenileşim Derneği ve İnovasyon Derneği Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu üyesi de olan Arife YILMAZ, firma içinde inovasyon ortamı oluşturulması ve inovasyon yönetimi, iş planları, rakiplerin ve teknolojinin takibi, teknoloji ve inovasyon yönetimi konularında eğitim vermektedir. Halen, innoCentric®, İC Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.’de İnovasyon Projeleri Koordinatörü olarak çalışmalarına devam etmektedir.


[1] Robert Frost